|
Sigara tüketimini bizde patlatan, ABD'de düşüren sır |
|
|
|
|
Çarşamba, 05 Mart 2008 |
Son
20 yılda çarpıcı bir gelişme yaşandı. ABD'de sigara tüketimi yüzde 20
düştü, bizde yüzde 80 arttı.
Dr. Saim Şendil'in yazısı:
Martın ilk haftasını yıllardır Yeşilay Haftası olarak değerlendiriyoruz.
Bu
haftada sigaranın zararları üzerine panel ve konferanslar düzenliyoruz.
Okullarda daha etkin olarak öğrencilere bu haftada sigaranın zararları
anlatılmaktadır. Buna rağmen ülkemizde sigara bağımlılığının giderek
artmakta olduğu acı gerçeği karşımızda durmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü
(WHO) raporuna göre son 20 yılda ülkemizde sigara tüketimi yüzde 80
artarken ABD'de yüzde 20 azalmış durumda. Her yıl ortalama 100 bin
insanımızı sigara sebebiyle kaybediyoruz.
Sigaranın insan
sağlığına verdiği zarar çok aşikardır. Muhtevasının katran, nikotin,
karbonmonoksit, siyanür ve arsenikte dahil birçok zehirli maddeden
ibaret olduğunu bilmeyen yoktur.
SİGARANIN ZEHRİNİ GÖRMEK İÇİN
Zehri
görmek için sigara tablasında izmariti bir süre unutmanız yetecektir.
Bir tek sigaranın tablada bıraktığı katran izi tabiiki yıllar içinde
ciğerimizi tedavi edilmez bir katran yuvasına çevirmektedir. Bir tek
sigara içildiğinde evin her tarafını saran ve gün boyu çıkmayan o koku
tabii ki vücudumuzun en ücra damarlarına kadar gidip zarar vermektedir.
Etrafımızda sigara yüzünden bacağı kesilen, kanser hastalığına
yakalanan, yaşlılığında nefes alamaz hale gelmiş yakınları bulunan
birçoğumuzun sigara içmeye devam ettiğini müşahade ediyoruz. Buda
sorunun çok yönleri ile ele alınması gereken fizyolojik, psikolojik ve
sosyolojik boyutları olduğunu ortaya koymaktadır.
CİĞERİMİZE SIKILAN BİR KURŞUN
Toplumuzun
sosyolojik yapısı incelendiğinde, "Atın ölümü arpadan olsun", "Battı
balık yan gider" atasözlerini karşılaştığı her riskli durumda ifade
eden bir yapımız var.. Hatta bazılarımızın bu sözü battı fishing yan
going şeklinde bilimselleştirerek kullandığını duymayanımız yoktur. Bu
topluma sadece sigaranın sağlığa verdiği zararları anlatmanın bir şey
ifade etmediği çok açıktır. İnsanımızın milli menfaatlerin korunması,
toplumuza yapılan her türlü saldırının püskürtülmesi konusundaki
hassasiyetinin en az sağlığına verdiği önem kadar hatta ondan fazla
olduğunu biliyoruz.
Sosyolojik olarak irdelemek gerekirse
sigarayı ciğerimize atılmış bir kurşun olarak ifade edebiliriz. Bir
insanın 1 ayda içtiği sigaraların tümünün nikotininin bir anda vucuda
verilmesi söz konusu olsa o kişiyi aniden öldüreceği düşünüldüğünde
sigara gerçektede yavaş yavaş öldüren bir kurşundur.
Onun için
kültürümüzde sigara kullanımı yavaş yavaş oluşan tedrici intihar
sayılmıştır. Ayrıca bize başkaları tarafından atılmıştır ve
atılmaktadır. Çünkü gençliğimizin uyuşturucuya giriş kapısıdır.
EKONOMİYE HER YIL 3 MİLYAR DOLARLIK YÜK
Sigara
içmeyen bir çocuğumuz uyuşturucuya karşıda anlamlı bir korunma içine
girmiş demektir. Ayrıca sigara sadece içeni değil etrafındakileride
zehirlemektedir. Hatta etrafında bulunanlar sigara bağımlısı değilse
onlara daha çok zarar verdiği tesbit edilmiştir. Buradan anlaşılıyor ki
bu topluma atılan bir kurşundur. Kurtuluş Savaşı'nda atılanlar gibi
ciğerimize atılan bu kurşun aynı zamanda ülkemiz ekonomisine
atılmaktadır. Sigaranın sağlık harcamaları da gözönüne alındığında
ekonomimize her yıl 3 milyar dolar yük getirdiği ifade edilmektedir.
Yani bu kurşunu atanlar bir taşla bir çok kuşumuzu vurmakta, bir çok
fidanımızı kesmekte ve üstelik elini cebimize atarak ekmeğimizden
artıırdığımız parayı alıp götürmektedir.
SİGARA BATI'DA STATÜ KAYBI
Kendi
gençliğine reva görmediği bu zehir ile ülkesinde çok yönlü mücadelelere
girişen bu ülkeler ülkemizde ellerinden gelen her metodla özendirmeler
ile tüketimi arttırmaya çalışmaktadır. ABD'de ve gelişmiş ülkelerde
sigara kullanımı bir sosyal statü kaybı olarak algılanmaktadır. Sigara
kullananlar bağımlı kabul edilmekte ve başkalarına verdikleri zararın
önüne geçilmeye çalışılmaktadır.
Halbu ki gelişmekte olan ülkelerde halen sigaraya
özendirici propagandalar devam etmektedir. WHO Dünya Sağlık Örgütü
tarafından bu durum "Sigara üreticileri gelişmiş ülkelerde yasaklardan
dolayı satamadıkları yüksek katranlı ve yüksek nikotinli sigaraları
gelişmemiş ülkelerin pazarına sürmektedir" şeklinde rapor edilmiştir.
Hedef gençlerimizdir. Bugünün sağlıklı gençlerini yarının sigaraya
bağımlı devamlı müşterisi yapmaktır. Çünkü sigara içmeyi deneyen
gençlerin yarısı sigara bağımlısı olmaktadır. Bu bağımlı gençlerimiz de
diğerlerine göre uyuşturucu bağımlılığı yönünden çok büyük risklerle
karşı karşıya kalmaktadırlar.
SİGARAYA KARŞI KURTULUŞ SAVAŞI
Bu
millet Kurtuluş Savaşı'nda bırakın sigarasını ekmeğinden fedakarlık
etmişti. Toprağına kasteden düşmanlara karşı yardan anadan serden
geçerek mücadele vermişti. Sigara içerek kendi sağlığına yazık eden
insanımız sigaranın arkasındaki, gençliğimize yönelmiş düşman namlusunu
görebildiğinde hiç olmazsa evladının bu zehre bulaşmaması için elinden
geleni yapacaktır. Sigaranın gençliğimize, ciğerimize atılmış bir
kurşun olduğunu görmesi bu konudaki kararlılığını arttıracaktır.
Sonuç
olarak bir toplu başkaldırı ile bu kurşuna karşı duralım. Nesillerimizi
sigaraya başlamaktan koruyalım. Sağlığımıza, gençliğimize toplumumuza
yazık etmeyelim. Sigaraya karşı da bir Kurtuluş Savaşı başlatarak bu
necip milletin düşmanlarının her türlü kötü niyet ve emellerini
kursaklarında bırakalım diyorum..
Uzman Doktor Seyfettin Saim ŞENDİL
Aile Hekimliği Uzmanı
Haber 7
|
|
Son Güncelleme ( Çarşamba, 05 Mart 2008 )
|