Hayatı boyunca hiç bel ağrısı çekmemiş insan var mıdır acaba? Her 100 kişiden
80’i bir gün mutlaka bel ağrısıyla tanışıyor. Peki ya bel fıtığı?
Günümüzde tıp, bel fıtığını bizlere modern yaşamın bir hediyesi olarak görme
eğiliminde. Şehir hayatı, arabadan neredeyse hiç inmemek, egzersizi azaltmak,
uzun saatler boyunca masa başında çalışmak bel fıtığına davetiye çıkardı…
Didem ÜNSAL /
Doktora herhangi bir şikâyetle başvurma nedenleri araştırıldığında ortaya
ilginç bir sonuç çıkıyor. Bu nedenler arasında, bel ağrısı ve buna bağlı bel
fıtığı şikâyetleri soğuk algınlığından sonra ikinci sırada yer alıyor.
Bel fıtığına yol açtığını bildiğimiz masa başında çalışma, bilgisayarın
başından uzun süre kalkmama gibi şehirli hayatın bize sundukları bir yana,
aslında en büyük sıkıntımız, “yanlış hareketler”. Ya da doğru bildiğimiz
yanlışlar.
Erkeklerin en çok arabalarının bagajına ağır bir şey koyarken ya da alırken,
kadınların ise buzdolabındaki sebzeliğe eğilirken belini sakatladığını biliyor
muydunuz? Kadınlar için bir diğer riskli hareket ise, ütü yaparken iki
ayaklarının üzerinde sabit durması ki, bunu hemen her kadın yapıyor.
Bunun bel için ne kadar zararlı olduklarını bilmiyorlar. Bel ağrısı ve bel
fıtığından korunmak için neler yapmamız gerektiğini, Anadolu Sağlık Merkezi’nin
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon uzmanlarından Dr. S. Yaprak Demir ve Dr. Semih
Akı ile konuştuk...
Bel fıtığı; omurgayı meydana getiren kemiklerin arasındaki disklerden biri
veya birkaç tanesinin, kendilerini tutan bağı iterek ya da yırtarak omurilik,
omuriliği saran zar veya sinirlerin üzerine çıkıp baskı yapması olarak
tanımlanıyor.
Bel fıtığı, boyun veya kasık fıtığına göre daha fazla görülüyor. Bunun en
temel nedeni, insan vücudunun en hareketli bölgelerinin başında gelmesi. Bu
hareketi sağlayan bölge çok kısa ve son derece hareketli olunca, aradaki
kıkırdağa çok yük biniyor. Omurgaya binen yük fazlalaştığında veya kıkırdağın
üzerindeki yük dağılımı düzensizleştiğinde disk dışarıya kaçıyor.
Omurga 30 yaşından sonra yaşlanıyor
Her 100 kişiden 80-85’i en az bir defa ciddi bel ağrısı çekiyor. Bel fıtığı
ise her 100 kişiden ortalama 5’inde görülüyor. Omurga yaşlanması 30’lu yaşların
başında belirti vermeye başlıyor.
Bel ve boyun fıtıkları, 30–50 yaşları arasında çok sık görülüyor. Günümüzde
erkeklerin birçoğu arabasının bagajından ağır bir şey alıp bagaja bir şeyler
koyarken, kadınlar ise buzdolabının sebzeliğine eğilirken tutulup kalıyor.
Bu hareketleri yaparken hiç özen göstermedikleri için, istemeden de olsa
omurgalarını sakatlıyorlar. Bu iki hareket, bel fıtığını tetikleyen en önemli
yanlışlar. Küçük yaştan itibaren omurgayı yeterli çalıştırmamak ve günün birinde
ondan ani bir şey istemek bel fıtığını kolaylaştırıcı faktörler arasında yer
alıyor.
Kırsal kesimde küçük yaştan itibaren bağ bahçeyle uğraşan, otomobile daha az
binen kişilerde bel fıtığına daha az rastlanıyor. Bu yüzden mesela bir kadın,
buzdolabından bir şey almak için eğilirse, alttaki kıkırdağın üzerine yük çok
fazla düşeceğinden fıtıklaşma oluyor.
Kolaylaştırıcı ikinci etken ise ani ve yanlış açıda yük kaldırmak. Bazen
burularak yukarıya uzanmak da, mesela özellikle hanımların mutfakta yana doğru
kıvrılarak raflara uzanmaları bel için son derece zararlı.
Fizik tedavi ne zaman?
Bel fıtığı tedavisinde ilk ve en önemli yöntem, fizik tedavi ve iyileştirme.
Ama fizik tedavi, yüzmek ya da özenli bir yaşam da çare olmadığı takdirde
ameliyat ile çözüm yoluna gidiliyor.
Bel fıtığı ameliyat kararını ise, beyin cerrahisi uzmanları veriyor. Toplumda
görülme sıklığı açısından bakıldığında en fazla karşılaşılan ve yaşam kalitesini
düşüren sağlık sorunlarının başında bel ağrıları geliyor.
Kilo almak ve egzersiz yapmamak, bel-sırt kaslarını zayıflatarak bel
bölgesine binen yüklerde artışa neden oluyor. Ayrıca alt bel bölgesinin
hareketli olması incinmeye yatkınlığı da artıyor.
Bel ağrılarının yüzde 80 kadarı ilaç tedavisiyle iyileşebiliyor. Yüzde
5`inde ise sorun kronikleşiyor ve tedavisi güçleşiyor. Ağrı her ne kadar erken
evrede tedavi edilirse, bundan kurtulmak o kadar kolay. Yerleşmiş ağrının
tedavisi ise bir o kadar zor. Ama günümüzde, her 100 kişiden 70’ini bel eğitim
programı ile korumak mümkün.
Ameliyat en son çare
Omurga için en ideal spor yüzmek. Bisiklet sporu da omurgayı oldukça iyi
çalıştırıyor. Tenis ve yürüyüş yine iyi ama takım sporları ani hareketler
gerektirebileceğinden omurga için riskli olabiliyor.
Futbol, basketbol gibi sporlarda küçük yaştan itibaren omurganızı
eğitmişseniz sorun yok. Bel fıtığı için tek tehlikeli spor kürek çekmek. Eğer
basketbola veya futbola 20’li yaşlardan sonra başlarsanız, bağlar yeterince
antrenmanlı olmadığı için bel fıtığı olma ihtimali yüksek. Evde veya spor
salonlarında orta yaştan itibaren kürek yerine bisiklet veya koşu bandı tercih
edilmeli.
Gerçek bel fıtığında ağrı, bacağa vuruyor ama bel ağrımıyor. Eskilerin
“lumbago” diye bildikleri bel fıtığının ta kendisi. Yine “siyatik” dedikleri de
öyle. Çeşitli görüntüleme yöntemleriyle özellikle MR çekilerek omurga
incelendiğinde hiç bir şikâyeti olmayanların bile yüzde 30’unda disklerin
yıprandığını hatta yerinden bir miktar çıktığı görülüyor.
Bel veya bacak ağrısı olan hasta ya bir fizik tedavi rehabilitasyon uzmanına
ya da bir beyin cerrahına başvurması en ideali. Bel fıtığı tedavisinde her zaman
ameliyatsız tedavi yöntemlerine öncelik veriliyor. Doğru tedavi yapılırsa, bel
fıtıklarının büyük kısmının ameliyata ihtiyacı yok. Toplam bel fıtığı
vakalarının ancak yüzde 5’i ameliyata ihtiyaç duyuyor.
Diğerleri istirahat ve çeşitli tedavi yöntemleriyle iyileşiyor. Bacağında
kuvvetsizlik, çekme veya kısalma, ciddi uyuşuklar, tutukluk veya idrar, büyük
abdest kaçırması olan hastalar hemen ameliyata alınıyor. Sinirin üstünde geri
dönülmesi mümkün olmayan bir hasar başladığı takdirde, ameliyat kaçınılmaz
oluyor. Bel fıtığında acil ameliyata çok nadiren başvuruluyor.
Sigara ve yaş risk faktörü
Bel ağrısının oluşmasında farklı etkenler rol oynuyor. Sıklıkla 30–50 yaş
arasında ve her iki cinste eşit oranda görülüyor. ASM Fizik Tedavi ve
Rehabilitasyon uzmanlarından Prof. Dr. Semih Akı ise, bel ağrısındaki diğer risk
faktörlerini şöyle sıralıyor:
“Özellikle ağır işlerde ve kompresyon cihazlarıyla çalışanlarda, tır
şoförleri gibi uzun süreli vibrasyona maruz kalanlarda bel ağrısı daha fazla
görülüyor. Yaşam tarzı ile yakından ilgili bir sorun. Ağır yük taşıyanlar,
hamileler, beli zorlayıcı fiziksel aktivitelerde bulunanlar, sigara içenler ve
kilo problemi olan kişiler bel ağrısı şikâyetine daha sık maruz kalıyor.”
Akut ve kronik ağrının tedavisi birbirinden farklı. Prof. Dr. Akı, bel fıtığı
tedavisine nasıl yaklaştıklarını ise şöyle özetliyor:
“Kronik ağrıda psikolojik faktörler rol oynuyor. Bu tip ağrıların tedavisinde
hasta mutlaka psikolojik destek almalı. Onun için kronik ağrılı bir hastayı
çevresiyle birlikte değerlendirmekte fayda var. Hastanın aile yaşamı, sosyal
uyumu ve iş ortamı tedavi için önem taşıyor ve mutlaka bir arada
değerlendirilmeli
Akut tedavide ise yaklaşım farklılaşıyor. Burada ilk akla gelen nokta ilaç
tedavisi ve fizik tedavi oluyor. Akut bel ağrılarının bir yıl içinde tekrarlama
ihtimali yüksek (yüzde 50) olduğundan korunma son derece önem taşıyor.
Korunmada, hastanın kas yapısını ve duruşunu düzeltmeyi amaçlıyoruz.
Onun için hastalara; tedavinin bir parçası olarak mutlaka iyileştirme eğitimi
vermek zorundayız. Günlük yaşamları içinde nelere dikkat etmeleri, hangi
egzersizleri yapmaları gerektiğini yaşamlarının bir parçası haline getirmelerini
istiyoruz.”
Bel fıtığından korunmak için...
* En etkili önlem, her gün yapılan bilinçli egzersiz.
* Vücut ağırlığınızı idealin üzerine çıkarmamaya özen gösterin.
* Başınızdan yükseğe uzanmayın.
* Mobilya ve ağırlıkları kendinize doğru çekmeyin, mecbursanız itin.
* Aşırı bedensel yorgunluklardan kaçının.
* Vücudunuzu herhangi bir pozisyonda uzun süre hareketsiz tutmayın.
* Yattığınız yer sert olmalı, tercihen vücudunuzun en rahat ettiği gibi
uyuyun ama bir yanınıza yatabiliyorsanız daha uygun olur.
* Otomobil kullanırken koltuğunuz direksiyona mümkün olduğunca yakın
olsun.
* Otomobilde bel desteği varsa kullanın, yoksa ince bir yastıkçık koyun.
Bizim sağlık
|