<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Doğal Haberler</title>
	<atom:link href="http://dogalhaberler.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://dogalhaberler.com</link>
	<description>Türkiyenin En Kapsamlı Sağlık ve Doğal Haber Merkezi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 18 May 2012 09:52:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>Keneden korunmanın yolları</title>
		<link>http://dogalhaberler.com/keneden-korunmanin-yollari.html</link>
		<comments>http://dogalhaberler.com/keneden-korunmanin-yollari.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 May 2012 09:52:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MFCANSIZ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://dogalhaberler.com/?p=1200</guid>
		<description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı KKKA Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Hürrem Bodur, hastalıktan korunma yollarını anlattı. Bodur, KKKA vakalarının geçen yıllara göre daha geç görülmeye başlandığını, bunun kışın sert geçmesinden kaynaklanmış olabileceğini söyledi. Vaka sayılarının 2008 ve 2009 yıllarında en üst düzeye ulaştığını, ancak sonraki yıllarda düşüş yaşandığını anlatan Bodur, düşüş eğiliminin bu sene de devam etmesinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı KKKA Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Hürrem Bodur, hastalıktan korunma yollarını anlattı. Bodur, KKKA vakalarının geçen yıllara göre daha geç görülmeye başlandığını, bunun kışın sert geçmesinden kaynaklanmış olabileceğini söyledi.</p>
<div></div>
<div>Vaka sayılarının 2008 ve 2009 yıllarında en üst düzeye ulaştığını, ancak sonraki yıllarda düşüş yaşandığını anlatan Bodur, düşüş eğiliminin bu sene de devam etmesinin beklendiğini belirtti.</div>
<div></div>
<div><strong>&#8220;BU SİZİN KENE AMA HASTALIK YAPIYOR&#8221; </strong></div>
<div>Keneyle ilgili halka yönelik eğitimler yapılmasına rağmen, vakaların görülmeye devam ettiğini dile getiren Bodur, &#8221;Hastaneye gelen vakalarda keneyle temas öyküsü var. İnsanlar konunun farkında olmalarına rağmen henüz bilinçlenmediler. Eskiden &#8216;bu bizim kene hastalık yapmaz&#8217; deniliyordu, zannediyorum bu kırıldı. &#8216;Evet bu sizin kene ama hastalık yapıyor&#8217; görüşü işlenmeye çalışıldı. Bu davranış şekline dönüşecek. İnsanlar bu konuda teorik olarak bir şeyler biliyor, ama tam olarak tutum ve davranışlarına dönüştürmediklerini düşünüyorum&#8221; dedi.</div>
<div></div>
<div>Hayvanların ilaçlanmasının da korunmada önemli bir nokta olduğunu anlatan Bodur, şu değerlendirmelerde bulundu: &#8221;Hayvanların ara konak özelliğinden çıkarılması hastalıkla mücadelede büyük önem taşıyor. Bu da ilaçlamayla olur. Vatandaşların da hayvanlardan kene toplama ya da kene kırma gibi yanlış alışkanlıkları var. Bir de kırsal alanlara giderken şeffaf, açık renk giysiler giyilmeli, eve döndükten sonra da kene kontrolü yapılmalı. Kene tespit edildiğinde çıkartılması için en kısa sürede bir sağlık kuruluşu varsa oraya başvurulmalı, yoksa çok fazla zaman geçirmeden kişiler keneyi kendileri çıkarmalıdır.&#8221;</div>
<div></div>
<div>Kene vücuda tutunana kadar belli bir sürenin geçmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Bodur, &#8221;Bu bazı kene türlerinde 8-9 saati bulabiliyor. Kene tutunduktan sonra beslenmeye başlıyor. İşte virüsü beslenme sırasında bulaştırıyor. O yüzden vücutta kene kontrolü yapılmasını ve varsa en kısa sürede çıkarılmasını istiyoruz&#8221; uyarısında bulundu.</div>
<div></div>
<div><strong>“HASTANEYE GİTMEK İÇİN BEKLEMEYİN” </strong></div>
<div>Bir sağlık kuruluşuna başvurmak için fazla beklenmemesi gerektiğini vurgulayan Bodur, sözlerini şöyle sürdürdü: &#8221;Geçen sene örneklerini gördük, kene tutunması olmuş, ama sağlık ocağına gitmek için 2 gün beklenmiş. Bu yanlış bir hareket. Gidemiyorlarsa kendileri çıkarabilirler, ellerine bir naylon geçirerek de çıkarabilirler. Hatta bir arkadaşımızın deyimiyle tarlada ise yaprakla çıkarsın. Önemli olan onu patlatmaya, öldürmeye çalışılmasın, en kısa sürede çıkarsın. Mümkünse sağlık kuruluşuna gidilsin, ama zaman geçecekse kendileri veya bir yakını çıkarsın.&#8221;</div>
<div></div>
<div><strong>KORUNMAK İÇİN KENE-İNSAN TEMASI ÖNLENMELİ</strong></div>
<div>Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Esin Şenol da geçen yıl vakaların en çok Tokat, Yozgat, Gümüşhane, Bolu, Çankırı, Kastamonu&#8217;da görüldüğünü, ancak Ankara Gölbaşı&#8217;nda da vakalar ortaya çıktığını hatırlatarak, bunun kenelerin başka yörelere geçişinden kaynaklandığına dikkati çekti.</div>
<div></div>
<div>KKKA&#8217;nın kene ya da hasta kişilerle temas nedeniyle bulaştığını belirten Şenol, &#8221;Korunmanın en iyi yollarından biri insan-kene temasının önlenmesi&#8221; dedi.</div>
<div></div>
<div><strong>VÜCUT KONTROLÜ ÖNEMLİ </strong></div>
<div>Kene kovucuların da etkili olduğunu dile getiren Şenol, kırsal alandan dönüşte vücut kontrolü yapılması gerektiğini söyledi ve şu önerilerde bulundu: &#8221;Özellikle kol altları, kulak çevresi, kemer bölgesi, diz arkaları, saç, bacak arkaları kontrol edilmelidir. Bene benzeyen küçük siyah noktasal siyahlıklar görüldüğünde hemen en yakın sağlık ocağına gidilmelidir. Çünkü kenenin ezilmeden ve kırılmadan bir pensle sağa sola oynatılarak çivi gibi çıkarılması gerekiyor. Kişilerin kendilerinin çıkarması riskli olabilir. Kenenin üzerine asla alkol, sabun gibi kimyasallar sıkılmamalı ve sürülmemelidir. Kenenin hiç müdahale edilmeden vücuttan uzaklaştırılması gerekiyor. Kenelerin bir kısmı köpek ve kediden gelir ve hastalık bulaştırmaz, ama çıkarılan kenelerin mutlaka bir veterinerde incelenmesi gerekir.&#8221;</div>
<div></div>
<div>Kenelerin, vücuda tutunduktan belli bir müddet sonra kan emdiğine dikkat çeken Şenol, &#8221;Bu nedenle hızlı ve doğru müdahale önemli. Her kene teması KKKA ile sonlanmıyor. Kene kan emdiyse ağzındaki tükürüğü kana bulaştırdığı için hastalık oluyor&#8221; diye konuştu.</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://dogalhaberler.com/keneden-korunmanin-yollari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tek tıkla reçete</title>
		<link>http://dogalhaberler.com/tek-tikla-recete.html</link>
		<comments>http://dogalhaberler.com/tek-tikla-recete.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 May 2012 09:32:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MFCANSIZ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://dogalhaberler.com/?p=1197</guid>
		<description><![CDATA[e- reçete dönemi başlıyor. Eskişehir Sağlık İl Müdürü Uzm. Dr. Hüseyin Seyhan Fidan, pilot il seçilen Eskişehir&#8217;de, 24 Nisan&#8217;da &#8221;e-reçete&#8221; uygulamasının başlatıldığını belirterek, özel hastanelerde ve Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi&#8217;nde uygulamanın hayata geçirildiğini kaydetti. Bu hastanelere başvuran hastaların reçetelerini elektronik ortamda aldığını ifade eden Fidan, şöyle konuştu: &#8221;Doktor hastayı muayene ettikten sonra, Sosyal [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>e- reçete dönemi başlıyor.</p>
<p>Eskişehir Sağlık İl Müdürü Uzm. Dr. Hüseyin Seyhan Fidan, pilot il seçilen Eskişehir&#8217;de, 24 Nisan&#8217;da &#8221;e-reçete&#8221; uygulamasının başlatıldığını belirterek, özel hastanelerde ve Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi&#8217;nde uygulamanın hayata geçirildiğini kaydetti.</p>
<p>Bu hastanelere başvuran hastaların reçetelerini elektronik ortamda aldığını ifade eden Fidan, şöyle konuştu:</p>
<p>&#8221;Doktor hastayı muayene ettikten sonra, Sosyal Güvenlik Kurumu&#8217;nun (SGK) veri tabanına hastanın kullanacağı ilaçları yazıyor. Hastamız Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasıyla eczaneye gittiğinde eczane ekranında o kişiye ait ilaçlar görülüyor. Eczacı da kolaylıkla o ilaçları veriyor. Böyle bir uygulamanın birçok avantajı olacak. En önemlisi hasta verileri elektronik ortama alınmış oluyor. Hekim, SGK ekranına girdiğinde hastanın daha önce hangi ilacı kullandığını, raporlarını, ilaç etkileşimleri varsa onları görebiliyor. Daha rahat reçete yazıyor.&#8221;</p>
<p>Fidan, e-reçete uygulamasıyla yanlış anlaşılmalar, yazım hataları, doktorun yazdığı ilaçlara eczacının verdiği ilacın tam olmaması gibi oluşabilecek hataların minimize edileceğini anlatarak, şunları söyledi:</p>
<p>&#8221;Doktorlar &#8216;karışık ve okunamaz şekilde yazar&#8217; diye bilinir. Çok güzel yazan doktorlarımız da var. İlaçların isimlerinin yabancı olmasından kaynaklanan bir anlaşılmazlık ortaya çıkıyordu. Artık doktorlar eliyle reçete yazmadığından bu algılama ortadan kalkacak. Hekim ilacını elektronik ortamda gönderiyor. Hasta elinde reçeteyle eczaneye gitmiyor. Eczacının aklındaki doktor bu ilacı mı, yoksa bir başka ilacı mi kastetti, dozunu neydi, kaç kere kullanacak? gibi sorular ortadan kalkıyor. Eczacı da kolay bir şekilde verdiği ilaçlara SGK&#8217;ya bildiriyor. SGK, hastaya hangi ilacın hangi doktor ve eczacı tarafından verildiğini bilecek. Hangi doktorun hangi ilacı daha çok yazdığı, hangi ilaçların daha çok tüketildiği, hangi eczanelerin hangi ilaçları ne kadar miktarda verdiği gibi bilgiler kayıt altına alınacak.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://dogalhaberler.com/tek-tikla-recete.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şeker beyni yavaşlatıyor</title>
		<link>http://dogalhaberler.com/seker-beyni-yavaslatiyor.html</link>
		<comments>http://dogalhaberler.com/seker-beyni-yavaslatiyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 May 2012 09:30:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MFCANSIZ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://dogalhaberler.com/?p=1194</guid>
		<description><![CDATA[Kullandığınız şekere ne kadar güveniyorsunuz. Yapılan araştırma sonucu sentetik şeker beyni yavaşlattığı anlaşıldı. California Üniversitesi&#8217;nden Fernando Gomez-Pinilla ve ekibinin fareler üzerinde yaptığı araştırma, şekerli içecekler ve bazı gıda maddelerinde yaygın kullanılan sentetik şekerin beyin faaliyetlerini yavaşlatabileceğini ve hafızayı olumsuz yönde etkileyebileceğini gösterdi. Daha önceki araştırmaların sentetik şekerin, yetişkinlerde şeker hastalığını, obeziteyi ve karaciğerde yağlanmayı tetikleyebileceğini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2>Kullandığınız şekere ne kadar güveniyorsunuz. Yapılan araştırma sonucu sentetik şeker beyni yavaşlattığı anlaşıldı.</h2>
<p>California Üniversitesi&#8217;nden Fernando Gomez-Pinilla ve ekibinin fareler üzerinde yaptığı araştırma, şekerli içecekler ve bazı gıda maddelerinde yaygın kullanılan sentetik şekerin beyin faaliyetlerini yavaşlatabileceğini ve hafızayı olumsuz yönde etkileyebileceğini gösterdi.</p>
<p>Daha önceki araştırmaların sentetik şekerin, yetişkinlerde şeker hastalığını, obeziteyi ve karaciğerde yağlanmayı tetikleyebileceğini ortaya koyduğunu ancak bu araştırmayla ilk kez söz konusu şekerin beyne de zarar verebileceğinin belirlendiği vurgulandı.</p>
<p>Gomez-Pinilla, bu tür sentetik şekerle beslenmenin uzun vadede öğrenme ve hafıza bozukluklarına yol açabileceğini ancak balık, keten tohumu gibi Omega-3 yağ asitleri bakımından zengin besinlerin alımıyla zararın en aza indirilebileceğini belirtti.</p>
<p>Araştırma &#8220;Journal of Physiology&#8221; dergisinde yayımlandı.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://dogalhaberler.com/seker-beyni-yavaslatiyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Obeziteye 5 faktör</title>
		<link>http://dogalhaberler.com/obeziteye-5-faktor.html</link>
		<comments>http://dogalhaberler.com/obeziteye-5-faktor.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 May 2012 09:26:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MFCANSIZ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://dogalhaberler.com/?p=1191</guid>
		<description><![CDATA[Bugünkü çevremiz, limitsiz olarak kolaylıkla elde edilebilen, çok lezzetli ve enerji yükü yüksek olan gıdalarla doludur. Buna düşük fiziksel aktiviteli yaşam stili de eklenmiştir. Bu çevresel koşullar, yüksek enerji alınımını ve ne yazık ki düşük enerji kullanımını uyarmaktadır. Banu TOPALAKÇI/ UZMAN DİYETİSYEN Bu koşullar altında da obezite kolaylıkla oluşur. Obeziteye neden olan faktörler, şu şekilde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bugünkü çevremiz, limitsiz olarak kolaylıkla elde edilebilen, çok lezzetli ve enerji yükü yüksek olan gıdalarla doludur. Buna düşük fiziksel aktiviteli yaşam stili de eklenmiştir. Bu çevresel koşullar, yüksek enerji alınımını ve ne yazık ki düşük enerji kullanımını uyarmaktadır.</p>
<p>Banu TOPALAKÇI/ UZMAN DİYETİSYEN</p>
<p>Bu koşullar altında da obezite kolaylıkla oluşur. Obeziteye neden olan faktörler, şu şekilde sıralanmaktadır:</p>
<p>1. STRES ve PSİKOLOJİK FAKTÖRLER</p>
<p>Bütün bir gün aç olarak etrafta koşuşturursak aslında kilo vermemiz gerek değil mi? Ancak Amerika&#8217;daki Chicago Üniversitesi&#8217;nde yapılan bir araştırma bunun aksini gösteriyor! Özellikle kadınlar stres zamanlarında lüzumsuz bir şekilde kilo alıyorlar. Üstelik stres faktörleri ne kadar artarsa o kadar çok kilo alıyorlar! Çünkü stres sırasında kortizol denilen bir madde salgılıyoruz. Bu da yağ hücrelerini harekete geçiriyor ve enerjinin görevini yapmasını engelliyor!</p>
<p>Bu stres yükü haftalar boyu sürerse o zaman vücut, yağ deposu rezervini artırıyor! Bu yüzden kendinize zaman zaman mutlaka özel vakit ayırın. Stresinizin üstesinden gelebilmek için birileriyle konuşmak ya da düşüncelerinizi yazıya dökmek de iyi gelebilir!</p>
<p>Kısacası son zamanlarda kilomuzdaki artışın en önemli nedenlerinden birisi de stres!.. Bir yakının ölmesi, ağır hastalık, iş yaşamındaki problemler vb. stres gibi durumlarda ya da  depresyonda insanların büyük ölçüde kilo aldığı sık görülen bir durumdur. Maalesef yemek yeme, gerilimden kurtulma çaresi olarak görülmektedir.</p>
<p>2.YAŞAM TARZI</p>
<p>Yaşam şeklimizdeki pek çok faktör de farkında olmadan yıllar boyunca kilomuza kattığımızın kiloların  sinsi aktörü aslında&#8230; Bunları biraz daha yakından inceleyecek olursak aşağıdaki gibi bir liste çıkıyor karşımıza:</p>
<p>* Siz: Kilo alma ya da aldığımız kiloları verememe nedenilerinden en önemlisi kendimiziz aslında. Kendi içimizde kendimizi gerçek anlamda sorgulamamız bize doğru yolu göstercektir&#8230; Yani yaşamın her döneminde kendimize takılıp düşmemekten geçiyor  başarı.</p>
<p>* Medeni durum: &#8220;Eşlerin düzenli bir hayata geçişi kilo aldırır&#8221; derler.. Ben bu teze kesinlikle katılmıyorum. Yemek sonrası şöyle bir film keyfi yapalım derken yanında tüketilen cips, mısır, pasta ve gazlı içecekler sebebi olmasın sakın ?</p>
<p>Sadece kişisel tecrübeler değil bilimsel araştırmalar da evliliğin yemek alışkanlıklarını hem kadın hem de erkek açısından bilinçsizce değiştirdiğini ortaya koyuyor.</p>
<p>İngiltere Newcastle Üniversitesi bilimadamları, yaptıkları çalışmalarda evlendikten sonra bireylerin yemelerine çok fazla dikkat etmeyip kilo aldıklarını ortaya çıkarmış .</p>
<p>* Hareket Yetersizliği: Dikkat ettiniz mi hiç? Yıllar geçtikçe daha çok yemeye ve da az hareket etmeye başladık&#8230;</p>
<p>Sonuç: Vücut ağırlığındaki artış..</p>
<p>* Aşırı ve Yanlış Beslenme Alışkanlıkları :</p>
<p>Kilo almada yanlış yemek yeme alışkanlıklarının da önemli bir yeri vardır. Bunları şöyle sıralayabiliriz.</p>
<p>&#8220;    Hızlı yemek yemek, büyük lokmalar halinde yemek, az çiğnemek ve çatalı-kaşığı elinden hiç bırakmamak</p>
<p>&#8220;    Öğün atlamak, öğün aralarında devamlı atıştırmak</p>
<p>&#8220;    Televizyon seyrederken, kitap veya gazete okurken yemek yemek veya içmek</p>
<p>&#8220;    Üzüntü ve sıkıntılı durumda aşırı yemek yemek</p>
<p>&#8220;    Çok fazla yemek yemek</p>
<p>&#8220;    Aşırı alkol tüketimi,</p>
<p>&#8220;    Ziyaret ve davetlere sık katılmak, tatlı ve şeker ikramlarını reddetmemek</p>
<p>&#8220;    Akşam yemeğinden sonra, yatıncaya kadar devamlı bir şeyler yemek</p>
<p>&#8220;    Az su içmek,</p>
<p>&#8220;    Akşam eve gelince yemeğe kadar abur-cubur yemek</p>
<p>* Ortam Sıcaklığı: Üşüdüğümüzde veya terlediğimizde vücudumuz ısıyı ayarlamak zorunda kalır ve bunun içinde enerjiye ihtiyacı olur. Bu yüzden vücudunuza rahat vermeyin ve onu zaman zaman ısı değişimlerine maruz bırakın.</p>
<p>Mesela saunaya girin ardından buz gibi havuzda yüzün. Hatta bazı geceler pencereler açık olarak uyumaktan korkmayın. Her gün soğuk suyla duş alın mesela ( yaz aylarında soğuk, kış aylarında sıcak su deneyebilirsiniz mesela ..) Bu sizin bağışıklık sisteminizi de harekete geçirecektir.</p>
<p>3. UYKU DÜZENİ :</p>
<p>Yetersiz  uyku, kilo almanın en nemli sebeplerinden biri&#8230; Bunun iki temel nedeni var. Birincisi uyanıkken sürekli birşeyler yeme ve atıştırma riskiniz arttıyor ve bu da günlük kalori alımızı aşmanıza sebep olarak ağırlık artışına sebep oluyor.</p>
<p>İkincisi ise; bunu uyku sırasında leptin hormonunun seviyesinin düşmesiyle ilşkilendirebiliriz. Çünkü leptin vücutta metabolizmanın hızlanmasına yardımcı oluyor ve açlık hissini önlüyor. Bu nedenle gece uykusuna özellikle dikkat etmeniz gerekiyor. Uyku öncesinde yapacağınız ılık bir duş ve içeceğiniz bir bardak sıcak süt sizi daha da rahatlatacaktır..</p>
<p>4. YAŞ</p>
<p>Araştırmalar, insanoğlunun 20 yaşının ortasına kadar her ay 300 gram aldığını gösteriyor. Yaşlandıkça da kas grubundan kaybediyoruz. Ancak bu kas grubu önemli çünkü tek başlarına bile kalori yakmak için onlara ihtiyacımız var.</p>
<p>25-30 yaşlarında kilo daha da çok artıyor. Bu 40 yaşına kadar böyle gidiyor. Menopoz döneminde östrojen azaldığı için ekstra kilolar alınıyor. Bu yüzden yaşlandıkça kas egzersizlerine önem vermelisiniz. Ayrıca protein tüketimini de artırmalısınız. Çünkü kas gücünü artırmak için proteine ihtiyacınız var.</p>
<p>5. GENETİK, HORMONAL ve METABOLİK ETMENLER</p>
<p>Erişkin yaşlarda kilo almaya veya şişmanlığa neden olan başlıca faktörler hareketsizlik ve aşırı beslenmedir.</p>
<p>Bunun dışında yaşın ilerlemesiyle de kilo almaya başlarız. Kadınlar için kilo alımının en fazla olduğu dönemler gebelik, emzirme ve menopoz dönemleridir.</p>
<p>Kadınlarda doğum sayısı arttıkça kiloların da arttığı gözlenir. Tiroit bezi yetmezliği (hipotiroidi), böbreküstü bezinin aşırı kortizol üretmesi ve yumurtalıklardaki kistlerle karakterize polikistik over hastalığı gibi hormon bozuklukları da kilo alımının önemli nedenleridir.</p>
<p>Anne ve babamızdan aldığımız genetik yük de kilo alımının önemli bir nedenidir. Anne ve babanın şişman olması veya şeker hastası bir anneden doğmak da kilo alma açısından risk anlamına gelir.</p>
<p>Biliyor muydunuz ?</p>
<p>Şişman anne babanın çocuklarının da şişman olma olasılığı %80 iken, anne babanın şişman olmaması durumunda bu oran %10&#8242;dan daha azdır..</p>
<p>Yaşamımızda Kilo Almamızı Tetikleyen Dönemler :</p>
<p>Yapılan çalışmalar aşağıda gösterilen dönemlerde kilo alındığını göstermiştir:</p>
<p>·5-7 yaşlar</p>
<p>·Ergenlik dönemi</p>
<p>. Erken erişkinlik dönemi (25-35 yaş)</p>
<p>. Evlilik</p>
<p>· Menopoz</p>
<p>· Başarılı bir kilo vermenin arkasından gelen dönem.</p>
<p>bugün</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://dogalhaberler.com/obeziteye-5-faktor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Unutkanlığı önleyen besinler</title>
		<link>http://dogalhaberler.com/unutkanligi-onleyen-besinler.html</link>
		<comments>http://dogalhaberler.com/unutkanligi-onleyen-besinler.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 May 2012 09:18:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MFCANSIZ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://dogalhaberler.com/?p=1188</guid>
		<description><![CDATA[Unutkanlık artık sadece ileri yaşlarda değil, her yaş grubunda görülen bir sorun. Günlük hayatın koşuşturması, yoğun iş temposu ve stres nedeniyle sık karşılaşılan unutkanlıktan korunma yollarından biri de doğru besinleri seçmek. Çeşitli hastalıkların yanı sıra modern yaşamın getirdiği yoğun çalışma temposu, stres ve hatalı beslenme gibi olumsuz şartlar yüzünden unutkanlık artık her yaşta sık görülen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Unutkanlık artık sadece ileri yaşlarda değil, her yaş grubunda görülen bir sorun. Günlük hayatın koşuşturması, yoğun iş temposu ve stres nedeniyle sık karşılaşılan unutkanlıktan korunma yollarından biri de doğru besinleri seçmek.</p>
<p>Çeşitli hastalıkların yanı sıra modern yaşamın getirdiği yoğun çalışma temposu, stres ve hatalı beslenme gibi olumsuz şartlar yüzünden unutkanlık artık her yaşta sık görülen bir sorun haline geldi.</p>
<p>Unutkanlıktan korunmada bazı besinlerin düzenli tüketilmesinin önemine vurgu yapan Beslenme ve Diyet Uzmanı Aslı İçingür, özellikle yabanmersini gibi orman meyveleri ve <a href="http://dogalhaberler.com/tag/omega-3" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with omega 3">omega 3</a>&#8242;ten zengin bir beslenme programı uygulanması gerektiğine dikkat çekiyor. Fiziksel ve zihinsel aktivite sıklığının da önemli olduğunu söyleyen İçingür’ün beyni çalıştırmak ve hafızayı güçlü kılmak için önerileri ise şöyle:</p>
<p>2-3 YEMEK KAŞIĞI YABAN MERSİNİ<br />
Her gün 5 porsiyon sebze ve meyve tüketin. Güçlü bir hafıza için porsiyonlardan biri mutlaka orman meyvesi, özellikle de yaban mersini olsun. Çünkü yabanmersini, bol miktarda içerdiği ‘polifenol’ sayesinde beyin hücrelerine saldıran serbest radikallerle savaşabiliyor. Günde 2-3 tepeleme yemek kaşığı, yani yaklaşık 30 gram yaban mersini tüketmeniz yeterli gelecektir. Eğer tazesini bulamazsanız kuru yabanmersini de yiyebilirsiniz. Ancak satın alırken mutlaka tadına bakıp şeker oranını kontrol edin. Ayrıca elma, böğürtlen, kiraz, kırmızı erik, ahududu, çilek en iyi antioksidan kaynaklarını oluşturuyor. Kayısı, kırmızı ya da yeşil üzüm, portakal, kırmızı greyfurt, şeftali, armut ve mandalina da çok güçlü antioksidanlardan. Muz, kivi, mango ve nektari de bol antioksidan içeriyor.</p>
<p>2 PORSİYON BALIK<br />
Omega 3 yağ asidinden zengin, trans yağ asitlerinden fakir bir beslenme düzeni beyin sağlığı açısından oldukça önem taşıyor. Yapılan araştırmalarda, omega 3 yağ asitlerinden zengin beslenmenin Alzheimer riskini azalttığı ortaya kondu. Unutkanlığı önlemek için haftada 2 gün balık yemek şart. Eğer balık tüketemiyorsanız günde 1 gram omega 3 takviyesi almanızda fayda var. Ancak omega 3 yağ asidinin tüketim miktarı yaşa ve hastalık durumuna göre değişebiliyor. Bu nedenle günde ne kadar takviye almanız gerektiğini doktorunuza mutlaka danışın.</p>
<p>3 ADET CEVİZ<br />
Ceviz de omega 3 yağ asidi açısından en zengin kaynaklardan biri. Güçlü bir hafızaya sahip olmak için günde 3 adet ceviz tüketmek, yaşlılık dönemine yapacağınız en büyük yatırımlardan biri olacak.</p>
<p>3 KEZ KIRMIZI ET<br />
Araştırmalar özellikle B, C, D ve E vitaminlerine ağırlık verilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Sağlıklı beslenme kurallarına uyulduğunda tüm bu vitaminler doğal yollardan alınabiliyor. Yoğun iş temposu, ağır çalışma koşulları ve doğal yetiştirilmeyen besinler nedenleriyle özellikle B 12 vitamini eksikliği ortaya çıkıyor. Haftada 3 kez kırmızı et, günlük süt, yoğurt peynir ve yumurta tüketimi vücuda yeterli B12 vitamini alınmasını sağlıyor.</p>
<p>1 KÂSE TAHIL<br />
E vitamini beyin sağlığı açısından en temel antioksidanlardan birini oluşturuyor. Bu vitamin özellikle tahıllarda bolca yer alıyor. Bu nedenle bulgur, esmer pirinç, buğday, karabuğday, çavdar, yulaf gibi besinlere günlük diyetinizde mutlaka yer verin. E vitamini aynı zamanda ıspanak, kabak, semizotu ve lahana gibi yeşil yapraklı sebzeler; zeytinyağı, fındık, ton balığı, sardalya, yumurta sarısı, domates ve patateste de bol miktarda bulunuyor.</p>
<p>BUNLARI DA UNUTMAYIN!<br />
Fiziksel aktivite şart: Beslenmenin yanı sıra fiziksel aktiviteyi de unutmayın. Haftada 3 defa 45 dakika egzersiz yapmaya özen gösterin.</p>
<p>Bulmaca çözün, kitap okuyun: Beyin egzersizi yaptıracak aktiviteler ile uğraşın. Satranç, bulmaca ve kitap okumak beyin için en ideal etkinlikler arasında yer alıyor.</p>
<p>Günde 15 dakika güneşe çıkın: D vitamini de beynin genç kalmasını sağlayan vitaminlerden. Bu vitamin için en etkili kaynak ise güneş ışığı. Her gün 15 dakika güneşlenmek vücuttaki D vitamini sentezini arttırarak eksikliğini önleyebiliyor.</p>
<p>Trans yağlardan kaçının: Trans yağlardan kaçınmak sağlıklı beslenme stratejisinde önemli bir yere sahip. Hazır paketlenmiş yağlı bisküviler, cipsler, rafine gıdalar, fast food ve kızartmalardan uzak durmak unutkanlığa karşı dikkat etmeniz gereken en önemli kuralları oluşturuyor.</p>
<p>Kaynak : ntvmsnbc</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://dogalhaberler.com/unutkanligi-onleyen-besinler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bakanlık&#8217;tan ilaç müjdesi</title>
		<link>http://dogalhaberler.com/bakanliktan-ilac-mujdesi.html</link>
		<comments>http://dogalhaberler.com/bakanliktan-ilac-mujdesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 May 2012 17:54:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MFCANSIZ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[bakanlık ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç listeleri 2012]]></category>
		<category><![CDATA[yurt dışı ilaç 2012]]></category>
		<category><![CDATA[yurt dışı ilaç listesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://dogalhaberler.com/?p=1184</guid>
		<description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, yurt dışı ilaç listesini yenileyerek, geçerli olan 119 ilaç sayısını 299’a çıkarttı. Sosyal Güvenlik Kurumu’nu bağlayan Sağlık Uygulama Tebliğine dayanarak yapılan güncellemeyle, temel olarak yaşamı tehdit eden, hastaların yaşam kalitesini etkileyen başta kanser olmak üzere ciddi hastalıkların tedavisinde yurt dışından temin edilen ilaç listesi genişletildi. Ayrıca, bulunmasında sıkıntı yaşanan ve ciddi hastalıkların tedavisinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı, yurt dışı ilaç listesini yenileyerek, geçerli olan 119 ilaç sayısını 299’a çıkarttı. Sosyal Güvenlik Kurumu’nu bağlayan Sağlık Uygulama Tebliğine dayanarak yapılan güncellemeyle, temel olarak yaşamı tehdit eden, hastaların yaşam kalitesini etkileyen başta kanser olmak üzere ciddi hastalıkların tedavisinde yurt dışından temin edilen ilaç listesi genişletildi. Ayrıca, bulunmasında sıkıntı yaşanan ve ciddi hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlar da listeye eklendi. Yapılan değişiklikle, bu tip ilaçların yurt dışından temin edilmesi sürecinde, bürokratik engeller nedeniyle yaşanan gecikmelerin ortadan kaldırılması amaçlandı. Ayrıca, SGK tarafından Sağlık Bakanlığı’nca yapılan bilimsel değerlendirmelerin daha iyi anlaşılması öngörüldü. Onay şartlarını yayımlayan Bakanlık, hastaların ve hasta yakınlarının onay başvurusu yapmadan ilaca erişmelerinin yolunu açıyor.</p>
<p>15 Mayıs’tan itibaren geçerli</p>
<p>İşleyişin kolaylaşması için yapılan değişiklikle, listeye yeni ilaçlar da eklendi. 1 Aralık 2010 tarihinde 119 olan ilaç sayısı söz konusu tarihten itibaren 299’a çıkartıldı. 299 ilacın 46’sı kanser, 44’ü kardiyolojik hastalıklar, 36’sı ciddi enfeksiyonlar, 38’i sinir sistemi hastalıkları, 9’u solunum sistemi hastalıkları tedavisinde kullanılan ilaçları kapsıyor. Yine metabolik hastalıklar, dermatolojik, sindirim sistemi hastalıklarıyla ilgili ilaçlar da bu listede bulunuyor. Piyasada bulunmasında sıkıntı yaşanan ve özellikle kanser tedavisinde kullanılan ilaçların bulunduğu listede, temel kanser ilacı olan 8 ilaca da endikasyon şartı aranmadan onay veriliyor. Yeni liste, 15 Mayıs’tan itibaren geçerli olacak.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://dogalhaberler.com/bakanliktan-ilac-mujdesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zeytinyağında fiyat müjdesi</title>
		<link>http://dogalhaberler.com/zeytinyaginda-fiyat-mujdesi.html</link>
		<comments>http://dogalhaberler.com/zeytinyaginda-fiyat-mujdesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 May 2012 10:18:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MFCANSIZ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://dogalhaberler.com/?p=1180</guid>
		<description><![CDATA[Zeytinyağında ihracat fiyatının market rafındaki ürünün yaklaşık yarı fiyatına yapıldığını ifade eden Ege İhracatçı Birlikleri Başkanı Ali Nedim Güreli, marketlerin yüksek raf kirası istemesi nedeniyle birçok şirketin pazara giremediğini savundu. Bu nedenle zeytinyağı piyasasının 3-4 markanın hakimiyetine bırakıldığını öne süren Güreli, “İç piyasada marka bağımlılığına bağlı bir oligopol var. Yüz yağın 85&#8242;i üç firmaya ait [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Zeytinyağında ihracat fiyatının market rafındaki ürünün yaklaşık yarı fiyatına yapıldığını ifade eden Ege İhracatçı Birlikleri Başkanı Ali Nedim Güreli, marketlerin yüksek raf kirası istemesi nedeniyle birçok şirketin pazara giremediğini savundu.</p>
<p>Bu nedenle zeytinyağı piyasasının 3-4 markanın hakimiyetine bırakıldığını öne süren Güreli, “İç piyasada marka bağımlılığına bağlı bir oligopol var. Yüz yağın 85&#8242;i üç firmaya ait olursa iktisadi olarak buna oligopol denir. Bu yapının farkında olan iç piyasacılar ciddi kar maksimizasyonu yapıyor” dedi.</p>
<p>Üreticinin borsada 5 liraya sattığı yağın markette 15 liraya satıldığını, bu durumun da şimdiye kadar sorgulanmadığını bildiren Güreli, zeytinyağında üretim bollaştıkça fiyatın düştüğünü söyledi. Güreli, diğer yağlarla aradaki fiyat farkının azaldığını ancak bunun rafa yansımadığını savundu.</p>
<p>İç piyasada zeytinyağı için “ucuza satılmaz” gibi bir algının oluşturulmaya çalışıldığına dikkati çeken Güreli, bu algıyı yıkmak ve iç tüketimi artırmak için bir süre önce market zincirlerine “raf kirası almayın yarı fiyatına zeytinyağı satalım” teklifinde bulunduklarını kaydetti.</p>
<p>Güreli, şöyle devam etti:</p>
<p>“Teklife üç market zincirinden olumlu yanıt geldi. Bir market zinciriyle görüşmeler devam ediyor. Marketler “raf parası almayacağız, gelin” yanıtını verdi. İhracatçı üyelerimize bu daveti aktaracağız. İhracatı yapılan, laboratuvar garantili, kaliteli zeytinyağını piyasadaki pahalı yağlara göre en az yüzde 40 daha ucuza satacağız. Türk halkı laboratuvar onaylı, kaliteli zeytinyağını ihracat fiyatından tüketecek. Yağın bu fiyatla market rafına girmesi diğer marketleri de hareketlendirecektir. Büyük marketlerin pahalı yağ satan firmalara da baskı yapmasını bekliyoruz. Fiyatların ucuzlamasının zeytinyağındaki tağşiş (karışım) girişimlerini de sonlandıracağını düşünüyoruz.”</p>
<p>Kaça satılacak?</p>
<p>İhracatta ortalama kilogram fiyatı 6 lira olan zeytinyağının iç piyasada ihracat teşvikleri çıkarılıp ambalaj maliyetleri eklendiğinde marketlerde kilogramının 7-7,5 liradan satılabileceği belirtiliyor. Halen raflarda bulunan sızma 1 litre (910 gram) sızma zeytinyağının fiyatı ise 12-14 liradan satışa sunuluyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://dogalhaberler.com/zeytinyaginda-fiyat-mujdesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Işık saçan gezegen keşfedildi</title>
		<link>http://dogalhaberler.com/isik-sacan-gezegen-kesfedildi.html</link>
		<comments>http://dogalhaberler.com/isik-sacan-gezegen-kesfedildi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 May 2012 10:06:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MFCANSIZ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[bulunan gezegenler]]></category>
		<category><![CDATA[ışık sacan gezeken]]></category>
		<category><![CDATA[yeni gezegen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://dogalhaberler.com/?p=1177</guid>
		<description><![CDATA[Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), ilk kez gerçekleştirdiği keşifte güneş sistemimizin ötesinde kendi parlaklığını yansıtan bir gezegen belirledi. Başka dünyalarda hayat arama çalışmalarında bu keşif, tarihi bir dönüm noktası olarak düşünülüyor. NASA merkezi yaptığı açıklamada, 41 ışık yılı uzaklıktaki bu gezegen, bizim yer küremizden en az 2 kat büyük ve 8 kat daha [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), ilk kez gerçekleştirdiği keşifte güneş sistemimizin ötesinde kendi parlaklığını yansıtan bir gezegen belirledi. Başka dünyalarda hayat arama çalışmalarında bu keşif, tarihi bir dönüm noktası olarak düşünülüyor.</p>
<p>NASA merkezi yaptığı açıklamada, 41 ışık yılı uzaklıktaki bu gezegen, bizim yer küremizden en az 2 kat büyük ve 8 kat daha ağır dedi. Yeni keşfedilen bu gezegen, dünyadan büyük olmasına rağmen Neptün ve Jüpiter gibi büyük gezegenlerden hafif olduğu için bir süper dünya kategorisine girdiği söyleniyor.</p>
<p>NASA&#8217;nın araştırmalarında daha önce uzak gezegenler, kendi yıldızlarının önünden geçtikleri zaman fark edilebiliyor ve gözleniyordu. Ancak bu sefer farklı bir şey oldu ve ilk kez yabancı bir dünya, gönderdiği kızılötesi ışık sayesinde kameralarına takılıp gözlemlendi.</p>
<p><a href="http://dogalhaberler.com/tag/bilim-adamlari" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with bilim adamları">Bilim adamları</a> yaptığı açıklamada, 2018&#8242;de fırlatılacak olan James Webb Uzay Teleskopu&#8217;nun sahip olduğu ileri teknoloji sayesinde, aralarında yaşama elverişli olan ve kendi ışığını yayan yeni uzak gezegenler keşfedilebileceğini söyledi.</p>
<p>Ajanslar</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://dogalhaberler.com/isik-sacan-gezegen-kesfedildi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Omega-3 mucizesi bir kez daha</title>
		<link>http://dogalhaberler.com/omega-3-mucizesi-bir-kez-daha.html</link>
		<comments>http://dogalhaberler.com/omega-3-mucizesi-bir-kez-daha.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 May 2012 10:02:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MFCANSIZ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[bilim adamları]]></category>
		<category><![CDATA[omega 3]]></category>
		<category><![CDATA[omega 3 abd]]></category>
		<category><![CDATA[omega 3 faydaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://dogalhaberler.com/?p=1174</guid>
		<description><![CDATA[Araştırma omega 3 asitlerince zengin yiyeceklerin, kandaki Alzhmeimer hastalığı ve hafıza problemleriyle ilişkili beta amiloid adı verilen protein seviyelerinin azalmasıyla ilişkili olduğunu gösterdi. ABD&#8217;deki Ulusal Yaşlanma Enstitüsü&#8217;nün katkısıyla yaşı 65&#8242;in üstündeki, bunama problemi bulunmayan 1219 kişi üzerinde yapılan araştırma Neuorology adlı tıp dergisinin internet sayısında yayımlandı. Araştırmaya başkanlık eden ABD&#8217;nin New York kentindeki Columbia Üniversitesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Araştırma <a href="http://dogalhaberler.com/tag/omega-3" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with omega 3">omega 3</a> asitlerince zengin yiyeceklerin, kandaki Alzhmeimer hastalığı ve hafıza problemleriyle ilişkili beta amiloid adı verilen protein seviyelerinin azalmasıyla ilişkili olduğunu gösterdi.</strong></p>
<p>ABD&#8217;deki Ulusal Yaşlanma Enstitüsü&#8217;nün katkısıyla yaşı 65&#8242;in üstündeki, bunama problemi bulunmayan 1219 kişi üzerinde yapılan araştırma Neuorology adlı tıp dergisinin internet sayısında yayımlandı.</p>
<p>Araştırmaya başkanlık eden ABD&#8217;nin New York kentindeki Columbia Üniversitesi Tıp Merkezi&#8217;nden, Amerikan Nöroloji Akademisi üyesi Nikolaos Scarmeas, beyindeki beta amiloid seviyelerini ölçmenin çok güç olması nedeniyle araştırmalarında, beyindeki beta amiloid seviyeleriyle de bir ölçüde ilişkisi bulunan, kandaki beta amiloid seviyelerini ölçmeye odaklandıklarını belirtti.</p>
<p>Araştırmada 1,2 yıl boyunca aldıkları günlük gıdalara ilişkin bilgi veren katılımcıların bu sürenin sonunda kanlarındaki beta amiloid seviyelerini ölçen araştırmacılar özellikle 10 besin maddesini inceleme altına aldı.</p>
<p>Doymuş yağ asitleri, omega 3 ve omega 6 çoklu doymamış yağ asitleri, tekli doymamıs yağ asidi, E vitamini, C vitamini, havuca rengini veren beta karoten maddesi, B12 vitamini, folik asit ve D vitamini içeren 10 besin maddesini mercek altına alan araştırmacılar, omega-3 yağ asitleri içeren yiyeceklerin kandaki beta amiloid seviyesini düşürdüğünü saptadı.</p>
<p>Diğer besin maddelerinin kandaki beta amiloid seviyeleriyle ilişkisinin bulunmadığını ortaya koyan araştırmacılar, günde ortalama 1 gram omega 3 (haftada yaklaşık yarım somon filetosu) tüketmenin kandaki beta amiloid seviyesinde yüzde 20 ila yüzde 30 oranında azalmaya yol açtığını saptadı.</p>
<p>Araştırmacılar, “yaş&#8217;, “eğitim durumu”, “cinsiyet”, “etnik köken”, “kalori tüketimi” ve “Alzheimer hastalığı için risk faktörü kabul edilen APOE geninin bulunup bulunmaması” gibi faktörlerin buldukları sonuç üzerinde bir değişiklik yaratmadığını gözlemledi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://dogalhaberler.com/omega-3-mucizesi-bir-kez-daha.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kanser için doğadan destek alın</title>
		<link>http://dogalhaberler.com/kanser-icin-dogadan-destek-alin.html</link>
		<comments>http://dogalhaberler.com/kanser-icin-dogadan-destek-alin.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 May 2012 09:58:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MFCANSIZ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[doğa tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[doğal tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[kanser tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[kansere doğal çare]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://dogalhaberler.com/?p=1171</guid>
		<description><![CDATA[Her türlü derde derman olan bitkiler; kanser hastalığının tedavisinde de kullanılıyor. Organik çilek; tümörleri iyileştiriyor, papatya çayı ve yeşil çay bağışıklık sistemini güçlendiriyor, elma enfeksiyonu önlüyor. Kanser tedavisi gören hastalarda, bağışıklık sistemi son derece zayıftır. Bu nedenle hastaların, sebze ve meyve yemesi büyük önem taşır. Ama onların da uygun şekilde temizlemesi; meyve ve sebzelerin elma [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Her türlü derde derman olan bitkiler; kanser hastalığının tedavisinde de kullanılıyor. Organik çilek; tümörleri iyileştiriyor, papatya çayı ve yeşil çay bağışıklık sistemini güçlendiriyor, elma enfeksiyonu önlüyor.</p>
<p>Kanser tedavisi gören hastalarda, bağışıklık sistemi son derece zayıftır. Bu nedenle hastaların, sebze ve meyve yemesi büyük önem taşır. Ama onların da uygun şekilde temizlemesi; meyve ve sebzelerin elma sirkeli suda 15-20 dakika bekletilmesi şarttır. Bunun yanı sıra hastaların enfeksiyon öncesi veya enfeksiyon esnasında diyetlerine dikkat etmeleri gerekir. Kanser hastalarının, tedaviyle birlikte şu yiyecekleri de tüketmesi büyük önem taşır:</p>
<p>Hastalara lökosit olarak adlandırılan beyaz kan hücrelerinin düştüğü evrede; buharda pişmiş yiyecekleri, şekersiz kompostoları, yoğurdu ve C vitaminini bolca tüketmeleri önerilir.</p>
<p>C vitamini 3-4 gram suda eriyen efervesan adlı ilaçla verilebilir. Hastaların sıvı ve kalori ihtiyacı doktor tarafından ayarlanmalıdır.</p>
<p>ÇİNKO ÇOK ÖNEMLİ</p>
<p>Hastalık sırasında probiyotik gıdaların önemi tartışılmaz. Pişmiş köy yumurtası ve çökelek tüketimi şarttır.</p>
<p>Hasta, işlenmiş ürünlerden (rafine gıdalardan) kaçınmalıdır. Bu evrede çinko bağışıklık sistemini güçlendiren minerallerin başında gelir. Çinko içeren sebze ve meyveler yenilmelidir.</p>
<p>Hastalarda enfeksiyona bağlı olarak ağız yaraları ve mantar enfeksiyonları görülür. Böyle durumlarda &#8216;Marigold&#8217; adlı çiçek özü, bu yaraların iyileşmesinde faydalıdır. Ağız yaraları için yeşil çay ve papatya çayı da tüketilmelidir. Aynı zamanda bu çaylar, bağışıklık sistemini de güçlendirir.</p>
<p>Organik çilek; şekersiz komposto halinde hastaya yedirilebildiği kadar yerdirilmelidir. Bunun bağışıklık sistemini ayakta tutacağı ve tümörlerin iyileşmesine yol açacağı hayvansal deneylerle kanıtlanmıştır. Bu arada hastalıklara iyi geldiği bilinen alfa lipoik asit; özellikle karaciğer ve böbrek gibi sakatatlarda, ıspanak, patates ve brokolide bulunur; tüketimi büyük önem taşır.</p>
<p>D VİTAMİNİ YARARLI</p>
<p>Okaliptus çiçeği ve yağı, mantar enfeksiyonlarında bakterilerle ve koli basilleriyle savaşır. Üst solunum yolu enfeksiyonları içinde yararlıdır.</p>
<p>D vitamini ise kış aylarında özellikle soğuk algınlıklarında verilmelidir. Vücuttaki mikrobiyal büyümeyi durduran maddeleri ve bağışıklık sistemi savaşçıları olan makrofajları aktive eder.</p>
<p>Kuşkonmaz, maydanoz ve kereviz; apigenin ihtiva ettiği için hücreleri yeniler. Bu arada ahududunun, düşük olan lökosit ve trombositin (kan pıhtılarının oluşumunda rol alan hücre parçalarının) yükselmesinde faydalı olduğu gözlenmiştir.</p>
<p>BROKOLİYİ BUHARDA PİŞİRİP YİYİN!</p>
<p>Brokoli, içeriğindeki yüksek dozdaki sulforafaneden dolayı hastanın bağışıklık sistemini güçlendirerek, enfeksiyonlara karşı bariyer sağlayabilir. Buharda pişirilmesi gerekir.</p>
<p>KOMPOSTO YAPIN!</p>
<p>Bağışıklık sistemini güçlendiren diğer meyve ve sebzeler şöyledir: Nar, yaban mersini, çilek, ahududu, kırmızı erik, portakal, üzüm, kiraz, lahana, ıspanak, brüksel lahanası, brokoli, pancar, kırmızı acı biber, soğan, tahıl ve patlıcan&#8230; Bu meyve ve sebzelerin, etki durumuna göre; hastaya komposto şeklinde ya da çok steril şartlarda verilmesi tavsiye olunur.</p>
<p>BALGAM VE İSHALE ÇÖZÜM</p>
<p>Akciğer enfeksiyonlarında, balgamı sökmek için; altı adet soğan, altı adet limon ve iki baş doğranmış karaturbu buharda 45 dakika pişirin. Parçalayıp, süzüp içine bal ilave ederek hastanın her saat başı, bir çay kaşığı tüketmesini sağlayın. Böylece hasta rahatlar. Ayrıca pişirilmiş iki yumurtanın beyazı, nar kabuğu suyu ve kızılcık, hastada ilaca gerek kalmadan ishali durdurur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://dogalhaberler.com/kanser-icin-dogadan-destek-alin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

